|
Sevgili yavrum;
Sen bu satırları okurken, ben bu dünyada
olmayacağım belki. Nefesim solumayacak
yeryüzünde. Belki de penceremden sızan
günışığını son kez görüyorum şuan. Bir daha
doğmamak üzere batabilir dünyamda güneş. Bir
hastalık hayatıma son noktayı koymak için
hazırlanıyor şu günler. Ben bir hastane
odasına kapanmış, bu hastalıkla savaşıyorum.
‘Geç kaldın’ diyor doktorlar. Ben hayatımı
yaşamaya geç kalmışım oğlum. Sen de geç
kalma, diye bu satırları yazıyorum.
Daha on sekizimde tanıştığım bir arkadaşımdı
o. Çok iyiymiş gibi dost oldum onunla.
Sinirlerimi aldığını, mutluluk verdiğini
sanırdım. Bilmezdim sonraları yakama
yapışağını. Benim dünyamı karartmaz
diyordum, o zehirli dumanı. Ama şimdi
düşmüyor yakamdan, bırakmıyor beni acımasız
kolları. Bu hastalık onun eseri yavrum;
sayesinde göremeyeceğim ömrümün kalanını.
Onu her içime çekişimde, ardından gelen
öksürükle beni terk ettiğini sanırdım.
Aslında şimdi anlıyorum oğlum, ben her
nefeste sadece bir dumanı değil, koskoca bir
hayatı üfürmüşüm. Ölüm her pakette bana bir
adım daha yaklaşmış. Beni mutlu eden
arkadaşım, farkında olmadan sonumu yazmışım…
Ben içimde bulunduğum bu savaştan mağlup
çıkacağım oğlum. Daha hayatının baharında
insanı kendine bağlayan bu illet, yeni bir
insanı daha silecek yeryüzünden. Belki
yakınlarım bana üzülürken, o başka
hayatların peşine düşecek. Yeni nefesler ile
buluşacak, zehrini yeni bedenlere dökecek.
İşte bu bedenlerden biri sen olma oğlum.
Seni kandıramasın, o iğrenç dumanı. Senin
hayatının sonu da olmasın benim gibi. Sen
uzak dur ondan ve uzak tut yeni nesli. Bu
mektubumu san babalık nasihatim bil. Çünkü
bu satırlar, bir sigara kurbanının son
günlerinin büyük pişmanlıkları.
Yıllar öncesinden bana küsen ciğerlerim,
nefes almakta güçlük çekiyor şimdi. Büyük
bir kuvvetle sigara tutan ellerim, kalemi
tutmakta zorlanıyor şu an. Ben de istemezdim
böyle olmasını. Beni inan ki kahrediyor bu
hastane odası. Bir zevk uğruna değiştiğim bu
hayattan, sessizce göçüp gitmek kahrediyor
beni.
Şimdi sana veda ediyorum oğlum. Belki bu
veda ebediyete kadar sürebilir. Zehirlerle
çürüyen bu beden, şuan bu yatağı terk
edebilir. Ama içim rahat kapamak istiyorum
gözlerimi. Sen de kurban etme gençliğini
benim gibi. Sana başlangıçta kucak açacak bu
arkadaş; ama unutma o geleceğinin en büyük
düşmanı. Bir nefes uğruna verme ona
umutlarını. Yoksa senden de bir mektup kalır
yavrularına. Sen yazma yavrum bu satırları.
Hakkını helal et!
Emine DOĞAN
|