Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim Dergisi

 

 Ana Sayfa    | Eski Sayılar |

 KASIM2003  |  YIL : 4 |  SAYI : 45

 

Öğrencim Mihrali'ye


Şeref ACAR
Sudurağı Lisesi Edebiyat Öğretmeni
KARAMAN

Ayrılıkların sebebini sorma bana.Hiçbir ayrılık açıklanamaz çünkü.Hayat bir ayrılıktır.Hayatı güzelleştiren, insanları güzelleştiren, sizleri güzelleştiren, bizleri güzelleştiren ayrılıklardır çünkü.Ayrılıklar var ki kavuşmayı özlüyoruz.Kavuşmak yürekte olmalı, kavuşmak hep bir ayrılıkta olmalı.Kavuşmak hiç gelmeyecek olanı beklemek olmalı.Çünkü kavuşmak rüyalarda olmalı.

Mektubuna hemen bir cevap yazabilmeyi isterdim.Belki biraz gecikti cevabım.Belki yoktu hiçbir cevabım.Belki hiçbir cevap karşılamıyordu bir soruyu.Cevapsızdı bütün sorular.

Mihrali, sade ve içten yazıyorsun.Sade ve içten anlatıyorsun kendini. Pervasızsın, insanların takdirini de eleştirisini de çok önemsemiyorsun.Çünkü sen inanıyorsun kendi gücüne.Doğru olan da bu zaten, kişilerin takdiri görecelidir ve kişi eğilimine göre takdir eder veya yerer seni.Ama sen en güzelini, en iyisini yaptığına inandığın an, en güzel senin yaptıkların olacaktır.İnsanların sizi anlamasını beklemeyeceksiniz.Yapayalnız kalsanız da, ıssız sokaklara girseniz de ardınıza bakmadan tek başınıza yolunuza devam edeceksiniz.Efsane insanlar kalabalıklarla beraber yürüyenler değil; kalabalıkların önünde yalnız yürüyenlerdir.Sessiz ve derinden ilerleyeceksiniz.Kendini insanlara sözcüklerle anlatmaya çalışmayacaksın.Çünkü insanlar seni dinlemeyecekler.İnsanlar kendi sözcüklerini sevecekler çünkü.Senin sözlerin içinde kalmalı, onları özenle saklamalısın.Çünkü o zaman değerini koruyacaktır sözlerin.Çünkü o zaman yazacaksın.Yazmak susmaktır çünkü.Kendinle konuşmaktır.Yazmak en iyi dostuna kendini anlatmaktır.

Yazmak hissetmektir Mihrali.Hissettiğiniz an kendinizi kör bir kuyuda bulur da yazmaktan başka çıkışın olmadığını anlarsınız.Hissettiğiniz an seversiniz ayrılıkları.Hissettiğiniz an dersiniz:“Hüzün ki en çok yakışandır bize.”Hissettiğiniz an tükenmeye başladığınızı farkeder, kaçmak istersiniz.Şiirler anlatır sizi, kitaplar yaşatır.

Mihrali, fazla yaşamadığından şikâyet ediyorsun.Hiçbir şey yazamamak, kalem oynatamamak, yazan, yazmayı önemseyen her kişinin sıkça yaşadığı anlardandır. Oysa çok şey yazmak, anlatmak istemektesinizdir.Yazacaklarınızı beyninizde tartarsınız, yüreğinizde yaşatırsınız.Bunları yazabildiğiniz an hiç yazılmayanı yazacağınıza inanırsınız.Keyiflisinizdir, mutlusunuzdur. Odanızdaki eşyalarınız bile bir ilham kaynağıdır size. Bir kül tablasının bile dramını yazabileceğinizi kestirirsiniz.  İnsanların yüzleri daha bir derinleşmiştir.Bir çocuğun bakışları yüreğinizi delmiştir.İnce bir sızı akmıştır içinize. Her insanın yazılacak bir hikâyesi, zengin bir iç dünyası olduğuna inanmışsınızdır.Her bakış bir şiir olmuştur.Şimdi tam zamanıdır, her şeyi yazacaksınızdır. Bir bakışın anlattığı acıyı, bir oturuşun çaresizliğini, bir boyun büküşün tevekkülünü yazacaksınızdır. Yazmaya başlarsınız, yazdıkça uzaklaşırsınız içinizden.Yazdıklarınız sizin anlatacaklarınız, içinize dökülenler değildir.Oysa neler anlatacaktınız?Sözcükleri özenle seçtiniz, yerleştirdiniz; tekrar tekrar okudunuz; ama yetmedi sözcükler.Hiçbir zaman söyleyemediğiniz sözler birikti yüreğinizde.Şairi anımsadınız:“Anlatamıyorum” dediniz. Sözcüklerin“kifayetsizliğini” keşfettiniz.“Acılarımız, diyor bir yazar, arttıkça her kelime yeni bir anlam kazanır.Her harf kalbimize doğru derinleşen bir keskinliğe bürünür.Kalbe doğru derinleşir de, harfler kâğıt üzerinde aciz kalır.” Bir yazar da:“Bazı sözler karanlıkta söylenir, bazıları hiçbir zaman.” diyor. Hiçbir zaman söylenemeyen sözlerin vârisidir yazı.

Mihrali, yazmaya devam etmelisin.Umutlarını, kırgınlıklarını, hayallerini yaz.Yaz ki acıların bile insanı mutlu edebileceğini öğren.Mütevazi ol.Yaptıklarınla ortaya koy kendini. İnsanların konuşa konuşa anlaşacağına inanma.Belâgatın en yüksek kertesinin susmak olduğunu unutma.Kitaplarla dostluğunu bırakma.Çok oku, hep oku ve insanın aslında yalnız olmadığını anla. Yazdıklarını ve yazacaklarını yüreğinde ve beyninde o an yaşamalısın, yaşatmalısın. Kendini yazdığın satırlarda kaybetmelisin, o satırlarda yaşıyor olmalısın. Bu takdirde sonuçları, sonları nasıl yazman gerektiğini düşünmeyecek ve kendi sonucunu, kendi sonunu yazdığını göreceksin.İlle de sonuç yazmaya çalışma, bazı şeyler sonuçsuz da olabilir. Belki sonlar yeni bir başlangıçtır.

“Hayaller” diyorsun.“Hayaller kâğıt gemilere benzer” diyorsun.Haklısın belki.“İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar” dese de şair, hayaller şiirlerde yaşıyor.Yılların bize bıraktığı, gerçekleşen hayallerimiz değil; sönen umutlarımız, kırgınlıklarımız, hep bir yerde saklı kalan mazimiz oluyor.İnsan yaşadıkça kabulleniyor gerçekleri.Gerçekler o yüzden acıdır diyoruz.Acıdır; çünkü yıllar sonra kabullenmek zorundayızdır.Oysa bir efsane olmayı düşlemiştik.Kalabalıkların uğultusunda “bir tek ben varım” diye haykırabilecektik.Yüksek idealler için çalışacak, yalnız bir kahraman gibi ölecektik.Tabutumuzun başındaki insanları görebilecek, hâlâ yaşıyor olmaktan gurur duyacaktık.Bir kelebek olacaktık, birkaç gün yaşayan; isimsiz bir yağmur tanesi; gülün dikeninde bir bülbül; dünyayı değiştiren bir efsane olacaktık. Hep, her şey olmak istedik.Yıllar geçti olamadık.Bütün bunları olabilmenin imkânsızlığına inandırdık kendimizi.İçimizdeki büyük boşluğu kapatmaya çalıştık.Günlük işlerimizle, hırslarımızla, borsa endeksiyle, döviz kurlarıyla kapatmaya çalıştık.Yağmurlu ve yalnız bir gecede yüreğimizdeki küller akıverdi.Kapattıklarımız ince bir sızı olarak battı yüreğimize.Gözlerimiz buğulandı.Bir ağlamak birikti içimizde.Oturduğumuz yerde iki büklüm olduk.Bir çocuk olduk babasının dönüşlerini bekleyen; toy bir delikanlı olduk elinde çiçekler köşe başlarında titreyen; romanlardaki sevgileri arayan genç bir kız; öğretmeninin dünyanın en iyi insanı olduğuna inanan bir öğrenci olduk.

Mihrali, “unutulmamak güzel” diyorsun; ama yaşadıkça öğreneceksin unutmayı.Yaşadıkça öğreneceksin mektupların birer yalan olduğunu.İnsanların birer yalan olduğunu. Dökülen gözyaşları çabuk kurur çünkü.Edilen yeminler çabuk unutulur.Hayat yine bizim içindir ve devam eder.Geriye hatıralar kalır; puslu bir bakış; ezik bir gülümseme; birkaç satır...Ölenler ve gidenler rüyalarda hatırlanır yine.

Hoşçakal Mihrali.

 

 

İçindekiler

Editör

Başyazı

Öğretmene Mektup
Doç.Dr.Hüseyin ÇELİK

Öğretmen
Arzu CAVLAK

Güzelleme
İmran ÇETİNKAYA

Bir Kor Düşmüş Yüreğime
Köksal CENGİZ

Çocuk
Mehmet ARİF

Çocuklar Vardı Köyümde
Taner KARAHAN

Öğretmen Olmak
Fatih Murat SEFERBEYOĞLU

Olmalı Öğretmenim
Nadide ALBAYRAK

Müfettişler Öyle İstiyor
Hidayet SELİMOĞLU

Sayfaların Dedikleri
Selahattin ARSLAN

Su
Abdullah SATOĞLU

Gitmeler
Taha YALAR

Işık Kervanı Öğretmen
Cuma EĞİLMEZ

Yokluğuna Dokununca
Betül GÜNEL

H.Hüsnü CIRITLI ile Bir Görüşme
Şaban ÖZÜDOĞRU-Selahattin ARSLAN-Hakkı USLU

Bir Eğitim Sevdalısı:İhsan SUNGU
Fuat OVAT

Niçin Yazarız?
Şaban ÖZÜDOĞRU

Kaptanın Seyir Defterinden
Ömer KARAYILAN

Köprüde Yürüyen Adam
Elif DOĞAN

Öğretmen
Musa SERİN

Sen Ölme Öğretmenim
Müzeyyen ATVUR

Dedem Saati Sordu Yoruldum Koşmaktan
Selami ŞİMŞEK

Karikatürler
Enver BOLAT

Tekillik ve Çoğulluk
Mehmet GÜRCAN

Çocuk
Abdullah GÜZELDÜLGER

Çiçek Bahçesinin Sevdalısı
Ergül ALTAŞ

Bendeki Sen
Hatice KENAR

Bir Şarkıyım Ben
Lale TURAN

Sorgulama
Ahmet TEKE

Öğrencim Mihrali"ye
Şeref ACAR

Kızınız Büyüyor
Simge AKPULLUKÇU

Kara Elmasa Doğru
Celalattin KURT

Köyüme Gitmek İstiyorum
Seval EVCİL ÖZCAN

21.Yüzyılın Başında Öğretmenin Değişen Rolleri
Dr.Tufan AYTAÇ

1984 Romanında Adı Geçen Kavramlar
Burhan AKÇADAĞ

Kalemlerin Sancısı
Mehmet EROL

Değinmeler
Selahattin ARSLAN

Karikatür
Hakkı USLU

 

 

 Ana Sayfa    | Eski Sayılar  |

Copyright © T.C. Milli Eğitim Bakanlığı  Yayımlar Dairesi Başkanlığı, 2000
URL: http://yayim.meb.gov.tr
 Yorum, öneri ve yazılarınızı bekliyoruz.
baae@meb.gov.tr

ana sayfa

 

100 MB free hosting. Click here to build your own free site.